Değer, bir şeyin anlamının veya karşılığının taşıdığı olumlu katkının büyüklüğüdür. Bu “şey” cep telefonu gibi bir ürün de olabilir, patlak lastiğinizi değiştirmeye yardım edildiğindeki destek de. Hatta kurak geçen koca bir yazın ardından kuruyan dereleri yeniden canlandıran yağmurun değerinden konuşulabilir.
Bilmek değerlidir değil mi? Çoğu bilgimizin anlamı, sonucunda
yapabilir olmamızdır. Yapabilir olunca yaşamımıza bir kolaylık ya da bir
rahatlık gelir. İşte bunu sağlayan o özel bilginin değeri, yaratılan iyiliğin gözümüze ne kadar büyük göründüğüdür.
Değer karmaşık bir kavram. Çünkü öncelikle ölçüsü hangi
açıdan bakıldığına bağlı. Bir yönden bakınca dev gibi bulunan değer, o yönün
hemen yanı başından gözleyince “zırnık kadar bile yok” denilecek ölçüde küçük olabilir.
Yazı geçirdiğim kıyılardan görünen balık çiftlikleri var. Bazıları
kıyıdan sadece birkaç yüz metre ileride. Böyle olunca, işleten şirket için yakınlığın
değeri, ulaşım kolaylığı ve her tür müdahaleyi düşününce üretim maliyetini
düşürücü oluşudur. Şirketin ihraç ettiği ürünler olduğu için kıyıya yakınlık
dünya üreticileriyle rekabette maliyet açısından bir avantaj sağlamaktadır.
Oysa sahile bu kadar yakınlığın bizim gözümüzde değeri olmadığı gibi, bilhassa kimi
günler denize girme keyfinin değerini düşürmektedir.
Yani değerin kafa karıştıran yanlarının başında göreli oluşu
gelir. Toplumsal değeri düşünelim. Olumlu katkının topluma yönelik ölçüsü nedir
diye bakınca bunu bulabiliriz. Elbette en geniş toplum gözüyle bakmak zorunda
değiliz. Yozgat’ın kırsalında bir köy yolunun onarılması Antalya’da yaşayanlar
için pek değerli sayılmaz, ama bir de oradakilerin gözünden anlamına
bakarsak...
![]() |
https://gulenleraltin.com/ sitesinden |
Etkilemeler aslında değer
üretimidir. Bu üretim, daha önceden üretilmiş değerin üzerine daha fazla
değer ekliyor olabilir. Bu eklenene katma
değer deriz. Telkâriyi bilirsiniz. Eritilmiş külçe altına her aşamada katma
değer eklene eklene o güzelim biçimini alır bir telkâri. Külçe altın önce altın çubuk, sonra farklı kalınlıkta
altın teller biçimini alır. Saç teli inceliğindeki iki tel burularak telkâriye
biçim veren hale geldiğinde katma değeri
artmıştır. Ama asıl cımbızla motifler çıkarılan şekillendirme aşamasında ve o
motifler bir iskelet üzerine sıkıca yerleştirildiğinde, telkâri güzelliğinin
etkileyici değeri ortaya çıkmaya başlamış olur.
Olumsuz sonuç veren, zararlı anlama gelen, kolaylık değil tam tersine zorluk getiren şeyler değerleri azaltır. Bir zamanlar ikinci el bir otomobil bulabilmek ümidiyle oto pazarına gidecektim. Bir gün önce rastladığım yılların şoförü dayımın tek tavsiyesi “Öyle ya da böyle gözüne çarpan her eksiği, her yıpranmışı, her zor olanı lafınla öyle büyüt ki, aracın değeri düşürebildiğin kadar düşsün.” olmuştu.
Değerin, bedel denilen tipik özelliği karmaşıklığı daha da artırır. Bir değeri ele geçirmek için feda edilmesi gereken veya bir başkasının o değeri elde etmesi için o başkasından alınan karşılık onun bedelidir. Geç kalacağınız yere sizi yetiştiren taksinin sizden aldığı ücret, sizin için oraya vaktinde yetişmenin değerine karşılık olmalıdır.
Değeri bedelle aynı şeymiş gibi görmek insanı yanlışa sürükleyebilir.
Aman dikkat! Dış koşullara bağlı bedeller hızla değişir, anlık bedel bilgisi o
yüzden yanıltıcıdır ve tahminler doğru çıkmayabilir. Ayrıca bedeli aynı olup değeri
hiç de yakın olmayan şeylerle karşılaşmışızdır. Değeri o kadar da etmeyenlerin
bedelini yükseltip değerliymiş izlenimi yaratmak için tasarlanmış yollar icat
edilmiştir. Hatta bunların meşruiyeti tartışmalı olanları da var. Markaların
taklidi bunun en güzel örneğidir.
Öte yandan değer kendi içimizde belirlenir. Başkalarını
dinlesek dahi son kararı veren nefsimizdir. Bedel öyle mi? Büyük ölçüde
dışımızdan kaynaklanır. Harcananların, verilen emeğin, kullanılan özgün
bilginin, kimi zaman kıt bulunmanın, özellikli olmanın, uzaktan getirmenin bedel
üzerinde belirleyici etkisi olur. Bir de gelecekte
büyük olumlu katkı, kazanç, yarar sağlanacağı vaat edilerek önerilen
şeylerin şu an için göze büyük görünen bedelleri olur. Aklımızdan geçen değer ile feda edilecek
bedelin bir arada sağlıklı değerlendirmesi için en önemli araç bilgilenmedir.
Yaşamımız, bir yandan bir
şeyler olmak, öte yandan bir şeyi almak/edinmek veya vermekle dolu geçiyor.
Meslek sahibi olmak için emek veriliyor, duruma göre yıllarca vakit ayırıp göz
nuru dökülüyor. “Bir şey olmak” için edinmemiz gerekenler de çıkabiliyor. Örneğin,
edebiyattan keyif alan biri olsak, basılı veya sayısal ortamda saklanmış
yapıtları edinmemiz gerekiyor. Karnı tok olmanın yolu, besini edinmekten
geçiyor. Yani olmak, almak, vermek, edinmek eylemlerimiz çok belirleyici. Yaşamımızı
bunların bize kattıkları ya da bize katılanları eksiltmeleri ile sürdürüyor ve biçimlendiriyoruz.
Dolayısıyla yaşadıklarımızın hepsinin değer ile bir tür ilişkisi var ve bu, her
zaman olmasa bile, çoğunlukla bedeli de akla getiriyor. Sanki terazinin kefelerini bir doldurup bir
boşaltıyoruz. Karşılıklara bakıyoruz:
değer ile başka bir değer (“bugünün azı mı, öbür günün çoğu mu?”), değer ile
bedel (“yolculuk ve iki gecelik tatil keyfinin değeri için faiziyle üç ay borç taksiti
mi?”), hatta bir bedel ile başka bir bedel (“Kırk katır mı, kırk satır mı?”).
Değer ile bedel
değiş tokuşu yapılırken, kurulan ilişki yaratılan olumlu katkının gerçek değeri
üzerinden mi, yoksa “bedeli yüksekse değerli olur” veya “bu bedele ancak bu
kadar değer” diyerek mi? Değeri kendimiz belirleriz derken, bilgi eksikliğimiz
yüzünden gelecekte pek bir olumlu katkı sağlamayacağını anlayacağımız sözde
değerlere kapılıyor olabilir miyiz? Ürettiğimiz bir değer için talep edeceğimiz
bedel, cebimize girdikten sonra o miktarla kendimize olumlu katkı yapacak değeri
edinebilmeye yetecek mi?Değerleri elde etmede ve bedeli karşılığı değer takas etmede
karşılaştığımız böyle sorulara sağlıklı yanıtlar vermek isteriz. Bunun için ortak
yanlarımız olanlarla olsun, bize değer temin edenlerle olsun sürdürülebilir paylaşma ortamları yaratmanın yararına inanıyorum. Mesafece yakın ve tekrar eden değiş tokuşlar
içinde olmalı, sürekli ilişkilerle değerler konusunda bilgileri geliştirmeli,
daha ileride farklı değerler elde etmeyi planlayarak dayanışmanın sağlayacağı
güvenle ihtiyaçlarımızı erteleyebilmeliyiz. Kazancını artırmayı çeşitli yollara
başvurup bedelleri şişirmekle değil, katma değerleri çoğaltmakla yapabilmek
için, her adımdaki ve diğer adımlardaki değerlerin birbirini desteklemeleri
gerekir. Bunlar ancak sürdürülebilir yapılarda birlikte hareket etmekle mümkün.
Başkalarıyla bir düzen içinde devam eden iletişim ve karşılıklı bağlılık, değerleri ve bedelleri doğru
biçimde sorgulamamızı, birbirini destekleyen, böylece büyütülen katma
değerlerin üretilmesini sağlar. Bu yola çıkmak, mecburen düşe kalka ilerlemek
elbette kolay değil. Ama elde edilen hangi büyük değer kolay ki?
