10 Ekim 2026 Cumartesi

Her bedel değeri göstermez

Değer, bir şeyin anlamının veya karşılığının taşıdığı olumlu katkının büyüklüğüdür. Bu “şey” cep telefonu gibi bir ürün de olabilir, patlak lastiğinizi değiştirmeye yardım edildiğindeki destek de. Hatta kurak geçen koca bir yazın ardından kuruyan dereleri yeniden canlandıran yağmurun değerinden konuşulabilir.

Bilmek değerlidir değil mi? Çoğu bilgimizin anlamı, sonucunda yapabilir olmamızdır. Yapabilir olunca yaşamımıza bir kolaylık ya da bir rahatlık gelir. İşte bunu sağlayan o özel bilginin değeri, yaratılan iyiliğin gözümüze ne kadar büyük göründüğüdür.

Değer karmaşık bir kavram. Çünkü öncelikle ölçüsü hangi açıdan bakıldığına bağlı. Bir yönden bakınca dev gibi bulunan değer, o yönün hemen yanı başından gözleyince “zırnık kadar bile yok” denilecek ölçüde küçük olabilir.

Yazı geçirdiğim kıyılardan görünen balık çiftlikleri var. Bazıları kıyıdan sadece birkaç yüz metre ileride. Böyle olunca, işleten şirket için yakınlığın değeri, ulaşım kolaylığı ve her tür müdahaleyi düşününce üretim maliyetini düşürücü oluşudur. Şirketin ihraç ettiği ürünler olduğu için kıyıya yakınlık dünya üreticileriyle rekabette maliyet açısından bir avantaj sağlamaktadır. Oysa sahile bu kadar yakınlığın bizim gözümüzde değeri olmadığı gibi, bilhassa kimi günler denize girme keyfinin değerini düşürmektedir.

Yani değerin kafa karıştıran yanlarının başında göreli oluşu gelir. Toplumsal değeri düşünelim. Olumlu katkının topluma yönelik ölçüsü nedir diye bakınca bunu bulabiliriz. Elbette en geniş toplum gözüyle bakmak zorunda değiliz. Yozgat’ın kırsalında bir köy yolunun onarılması Antalya’da yaşayanlar için pek değerli sayılmaz, ama bir de oradakilerin gözünden anlamına bakarsak...

Değerleri bir yandan ihtiyaçların karşılanması ile arzuların doyumu, diğer yandan etkilemeleri açısından ele alabiliriz.  Fırından yeni çıkmış bir somun ekmek açlığımızın yarattığı ihtiyacı giderir, ayrıca mis gibi kokusuyla tokken dahi cezbedicidir, arzu doğurur. Bu bakımdan değerlidir. Kimi durumda başkaları etkilendiği için değer doğar. Su tesisatınızı yenileyen ustanın, sahne gösterisinde bir sanatçının becerilerinin değeri, başkalarını etkileme güçlerindedir. Yurttaş olarak haklarımız var. Bunlar da değer taşır, çünkü bizler için olumlu anlam taşıyan kurallardır. Yaşamlarımız bu kurallardan etkilenir.

https://gulenleraltin.com/ sitesinden

Etkilemeler aslında değer üretimidir. Bu üretim, daha önceden üretilmiş değerin üzerine daha fazla değer ekliyor olabilir. Bu eklenene katma değer deriz. Telkâriyi bilirsiniz. Eritilmiş külçe altına her aşamada katma değer eklene eklene o güzelim biçimini alır bir telkâri. Külçe altın önce altın çubuk, sonra farklı kalınlıkta altın teller biçimini alır. Saç teli inceliğindeki iki tel burularak telkâriye biçim veren hale  geldiğinde katma değeri artmıştır. Ama asıl cımbızla motifler çıkarılan şekillendirme aşamasında ve o motifler bir iskelet üzerine sıkıca yerleştirildiğinde, telkâri güzelliğinin etkileyici değeri ortaya çıkmaya başlamış olur.

Olumsuz sonuç veren, zararlı anlama gelen, kolaylık değil tam tersine zorluk getiren şeyler değerleri azaltır.  Bir zamanlar ikinci el bir otomobil bulabilmek ümidiyle oto pazarına gidecektim. Bir gün önce rastladığım yılların şoförü dayımın tek tavsiyesi “Öyle ya da böyle gözüne çarpan her eksiği, her yıpranmışı, her zor olanı lafınla öyle büyüt ki, aracın değeri düşürebildiğin kadar düşsün.” olmuştu.

Değerin, bedel denilen tipik özelliği karmaşıklığı daha da artırır. Bir değeri ele geçirmek için feda edilmesi gereken veya bir başkasının o değeri elde etmesi için o başkasından alınan karşılık onun bedelidir. Geç kalacağınız yere sizi yetiştiren taksinin sizden aldığı ücret, sizin için oraya vaktinde yetişmenin değerine karşılık olmalıdır.

Değeri bedelle aynı şeymiş gibi görmek insanı yanlışa sürükleyebilir. Aman dikkat! Dış koşullara bağlı bedeller hızla değişir, anlık bedel bilgisi o yüzden yanıltıcıdır ve tahminler doğru çıkmayabilir. Ayrıca bedeli aynı olup değeri hiç de yakın olmayan şeylerle karşılaşmışızdır. Değeri o kadar da etmeyenlerin bedelini yükseltip değerliymiş izlenimi yaratmak için tasarlanmış yollar icat edilmiştir. Hatta bunların meşruiyeti tartışmalı olanları da var. Markaların taklidi bunun en güzel örneğidir.

Öte yandan değer kendi içimizde belirlenir. Başkalarını dinlesek dahi son kararı veren nefsimizdir. Bedel öyle mi? Büyük ölçüde dışımızdan kaynaklanır. Harcananların, verilen emeğin, kullanılan özgün bilginin, kimi zaman kıt bulunmanın, özellikli olmanın, uzaktan getirmenin bedel üzerinde belirleyici etkisi olur. Bir de gelecekte büyük olumlu katkı, kazanç, yarar sağlanacağı vaat edilerek önerilen şeylerin şu an için göze büyük görünen bedelleri olur.  Aklımızdan geçen değer ile feda edilecek bedelin bir arada sağlıklı değerlendirmesi için en önemli araç bilgilenmedir.

Yaşamımız, bir yandan bir şeyler olmak, öte yandan bir şeyi almak/edinmek veya vermekle dolu geçiyor. Meslek sahibi olmak için emek veriliyor, duruma göre yıllarca vakit ayırıp göz nuru dökülüyor. “Bir şey olmak” için edinmemiz gerekenler de çıkabiliyor. Örneğin, edebiyattan keyif alan biri olsak, basılı veya sayısal ortamda saklanmış yapıtları edinmemiz gerekiyor. Karnı tok olmanın yolu, besini edinmekten geçiyor. Yani olmak, almak, vermek, edinmek eylemlerimiz çok belirleyici. Yaşamımızı bunların bize kattıkları ya da bize katılanları eksiltmeleri ile sürdürüyor ve biçimlendiriyoruz. Dolayısıyla yaşadıklarımızın hepsinin değer ile bir tür ilişkisi var ve bu, her zaman olmasa bile, çoğunlukla bedeli de akla getiriyor. Sanki terazinin kefelerini bir doldurup bir boşaltıyoruz.  Karşılıklara bakıyoruz: değer ile başka bir değer (“bugünün azı mı, öbür günün çoğu mu?”), değer ile bedel (“yolculuk ve iki gecelik tatil keyfinin değeri için faiziyle üç ay borç taksiti mi?”), hatta bir bedel ile başka bir bedel (“Kırk katır mı, kırk satır mı?”).

gggggDeğer ile bedel değiş tokuşu yapılırken, kurulan ilişki yaratılan olumlu katkının gerçek değeri üzerinden mi, yoksa “bedeli yüksekse değerli olur” veya “bu bedele ancak bu kadar değer” diyerek mi? Değeri kendimiz belirleriz derken, bilgi eksikliğimiz yüzünden gelecekte pek bir olumlu katkı sağlamayacağını anlayacağımız sözde değerlere kapılıyor olabilir miyiz? Ürettiğimiz bir değer için talep edeceğimiz bedel, cebimize girdikten sonra o miktarla kendimize olumlu katkı yapacak değeri edinebilmeye yetecek mi?

Değerleri elde etmede ve bedeli karşılığı değer takas etmede karşılaştığımız böyle sorulara sağlıklı yanıtlar vermek isteriz. Bunun için ortak yanlarımız olanlarla olsun, bize değer temin edenlerle olsun sürdürülebilir paylaşma ortamları yaratmanın yararına inanıyorum.  Mesafece yakın ve tekrar eden değiş tokuşlar içinde olmalı, sürekli ilişkilerle değerler konusunda bilgileri geliştirmeli, daha ileride farklı değerler elde etmeyi planlayarak dayanışmanın sağlayacağı güvenle ihtiyaçlarımızı erteleyebilmeliyiz. Kazancını artırmayı çeşitli yollara başvurup bedelleri şişirmekle değil, katma değerleri çoğaltmakla yapabilmek için, her adımdaki ve diğer adımlardaki değerlerin birbirini desteklemeleri gerekir. Bunlar ancak sürdürülebilir yapılarda birlikte hareket etmekle mümkün.

Başkalarıyla bir düzen içinde devam eden iletişim ve karşılıklı bağlılık, değerleri ve bedelleri doğru biçimde sorgulamamızı, birbirini destekleyen, böylece büyütülen katma değerlerin üretilmesini sağlar. Bu yola çıkmak, mecburen düşe kalka ilerlemek elbette kolay değil. Ama elde edilen hangi büyük değer kolay ki?



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder